6 Kasım 2026, Cuma

Mevzurize

Canlı Piyasa Güncelleme
Ekonomi

Türk Dünyası’nda ekonomik entegrasyon atağı: Yatırım, lojistik, enerji

Türk Devletleri Teşkilatı, 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenen zirvede yatırım, lojistik ve enerji konularında önemli kararlar aldı. Ekonomik entegrasyonun artırılması ve enerji güvenliğinin güçlendirilmesi hedeflenirken, Türk Yatırım Fonu'nun KOBİ'ler, enerji verimliliği ve altyapı yatırımları gibi alanlarda öncelikli projeler geliştireceği belirtildi. Bölgenin yenilenebilir enerji

Türk Dünyası’nda ekonomik entegrasyon atağı: Yatırım, lojistik, enerji

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen toplantılarda yatırım, lojistik ve enerji başlıkları ağırlıklı olmak üzere çok sayıda konuyu görüştü. ‘Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ temasıyla gerçekleştirilen zirvenin ardından yayımlanan Ankara Bildirisi’nde ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, ortak finansman imkânlarının artırılması, ulaştırma ağlarının entegrasyonu ve enerji güvenliğinin güçlendirilmesi yönünde ortak irade ortaya konuldu.

Hazar geçişli Orta Koridor, Zengezur Koridoru, Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demir Yolu ve Trans-Afgan Demir Yolu projeleri ise bölgesel bağlantı- sallığın temel unsurları arasında gösterildi.

ÖNCE FİNANSMAN AYAĞI
Zirvenin ekonomik gündeminde Türk Yatırım Fonu ayrı bir yer tuttu. 16 Mart 2023’te Ankara’da düzenlenen TDT Olağanüstü Zirvesi’nde imzalanan anlaşmayla kurulan İstanbul merkezli fonun sermayesi 600 milyon dolar seviyesinde. Azerbaycan, Macaristan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan’ın ortak olduğu fon; bölge içi ticareti geliştirmeyi, özel sektör yatırımlarını desteklemeyi ve ortak projelere finansman sağlamayı amaçlıyor. KOBİ’ler, lojistik, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, sanayi ve altyapı yatırım- ları fonun öncelikli çalışma alanları arasında.

SOMUT PROJELER DEVREDE
Fonun faaliyetleri 2026 yılında ilk somut projelerle görünür hale geldi. Türk Yatırım Fonu, Haziran 2026’da İslami Özel Sektörün Geliştirilmesi Kurumu (ICD) ile imzaladığı anlaşma kapsamında beş üye ülkedeki özel sektör yatırımlarına yönelik 50 milyon dolarlık ortak finansman mekanizması oluşturdu. Lojistik alanında ise Kazakis- tan’daki Almatı Uluslararası Havalimanı’nın modernizasyonu için hazırlanan 670 milyon dolarlık finansman paketine 20 milyon dolara kadar katkı sağlanacağı açıklandı.

ETKİSİ SERMAYESİNDEN DAHA BÜYÜK OLABİLİR
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, Türk Yatırım Fonu’nun yalnızca sahip olduğu 600 milyon dolarlık sermaye üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Asıl önemli olan bu kaynakla ne kadar ek yatırımın harekete geçirileceğidir” dedi. Fonun kısa vadede Çin ve Rusya’nın bölgedeki finansman kapasitesiyle yarışmasının kolay olmadığını ifade eden Hepşen, kalkınma bankaları, emeklilik fonları, varlık fonları ve kurumsal yatırımcıların da sisteme dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Hepşen’e göre proje bazlı ortak yatırım fonları, altyapı tahvilleri ve kamu-özel sektör işbirliği modelleri fonun etki alanını genişletebilir.

ÜÇ STRATEJİK YATIRIM ALANI
Türk devletleri arasında ekonomik bütünleşmenin yalnızca ticaret hacmindeki artışla sağlanamayacağını vurgulayan Hepşen, kalıcı yatırımların ve ortak üretim kapasitesinin önemine dikkat çekti. Hepşen, öncelikli yatırım alanlarının başında ulaştırma ve lojistiğin geldiğini vurgulayarak, Orta Koridor’un geliştirilmesi, demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi, limanların modernizasyonu ve gümrük süreçlerinin dijitalleştirilmesinin; ticaret maliyetlerini düşürecek adımlar olabileceğini söyledi. Hepşen, “İkinci alan ise enerji yatırımları. Bölgenin yenilenebilir enerji potansiyeli, elektrik iletim altyapısı ve enerji güvenliği ihtiyacı önemli fırsatlar sunuyor.

Türk şirketlerinin yalnızca yüklenici değil, enerji santrallerinde ortak ve işletmeci olarak da yer alması gerekiyor. Üçüncü alan ise sanayi ve ortak üretim yatırımları. Otomotiv yan sanayi, makina, kimya, gıda işleme ve tarıma dayalı sanayi sektörlerinde kurulacak ortak üretim tesisleri, hem bölge ekonomilerine hem de üçüncü ülkelere yapılacak ihracata katkı sağlayacak” dedi.

TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN YENİ DÖNEM
Türk şirketlerinin bölgedeki varlığının müteahhitlik faaliyetlerinin ötesine geçmesi gerektiğini söyleyen Hepşen, uzun vadeli yatırımcı ve işletmeci modelinin önem kazandığına dikkat çekti. Yap-işlet-devret modelleri, uzun süreli işletme imtiyazları ve ortak girişimlerin Türk şirketlerinin bölgede kalıcı pozisyon elde etmesine katkı sağlayacağını belirten Hepşen, Türk Yatırım Fonu’nun da gerektiğinde projelere öz kay- nak ortaklığıyla dahil olabilecek bir yapıya kavuşmasının faydalı olacağını kaydetti.

ENERJİDE HEDEF BÖLGESEL MERKEZ
MÜSİAD Enerji ve Çevre Sektör Kurulu Başkanı Bülent Şen ise Türk dünyasının sahip olduğu enerji ve maden varlığının ekonomik değere yeterince dönüştürülemediğini söyledi. Şen, şöyle konuştu: “Orta Asya’daki Türk devletleri önemli petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip. Bu kaynakların Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması stratejik önem taşıyor. Bölgenin yalnızca ticaret koridoru olarak değil, enerji koridoru olarak da değerlendirilmesi gerekir. Zengezur Koridoru enerji taşımacılığı açısından da kritik rol üstlenebilir.”

ENERJİ DENKLEMİNİN MERKEZİ AZERBAYCAN
Türkiye’nin Türkmenistan ve Azerbaycan ile enerji işbirliklerinin sürdüğünü hatırlatan Şen, Türkmenistan gazının swap modeliyle Azerbaycan üzerinden Türkiye’ye ulaştırıldığını söyledi. Azerbaycan’ın hem mevcut petrol ve doğalgaz rezervleri hem de gelecekte devreye alınabilecek yeni sahalar nedeniyle enerji denkleminde kritik bir konumda bulunduğunu belirten Şen, Hazar’ın küresel enerji dengeleri açısından öneminin giderek arttığına dikkat çekti.

TÜRKİYE, HOLLANDA MODELİYLE ÖNCÜ OLABİLİR
Enerji ticaret merkezi olmanın yalnızca kaynakların bir ülkeden diğerine taşınması anlamına gelmediğini belirten Bülent Şen, bu konumun fiyatların belirlendiği bir merkez haline gelmeyi de içerdiğini vurguladı. Doğalgaz fiyatlarının TTF olarak bilinen merkez üzerinden Hollanda’da belirlendiğini hatırlatan Şen, Hollanda’da doğalgaz üretimi bulunmamasına rağmen ülkenin fiyatlama merkezi olabildiğine dikkat çekti.

Türk Cumhuriyetleri’nin petrol ve doğalgaz rezervlerinin Türkiye üzerinden tüketicilere ulaştırılmasının önemli bir fırsat oluşturacağını ifade eden Şen, Avrupa’nın bugün petrol ve doğalgaz tüketiminde önemli bir pazar olduğunu söyledi. Türkiye’nin ihracatının yüzde 50’sinin Avrupa’ya yapıldığını hatırlatan Şen, bu nedenle Avrupa pazarının göz ardı edilemeyeceğini belirtti.

ENERJİDE GÜVENİLİR ÜLKE
Türkiye’nin jeopolitik konumuna da değinen MÜSİAD Enerji ve Çevre Sektör Kurulu Başkanı Bülent Şen, İbn-i Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözünü hatırlatarak, Türkiye’nin çevresindeki gelişmelere rağmen güvenilir ülke konumunu koruduğunu ifade etti. Türkiye’nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiğini, Gürcistan’da darbe yaşandığını ve Ermenistan’da karışıklıkların bulunduğunu belirten Şen, Irak ve Suriye’deki gelişmelerin yanı sıra İran ve Hürmüz Boğazı kaynaklı sorunların da bölgeyi etkilediğini söyledi. Suudi Arabistan, Katar ve Bahreyn’in de bu gelişmelerden etkilendiğini dile getiren Şen, bütün bu tablo içerisinde Türkiye’nin güvenilir ülke konumunda bulunduğunu kaydetti.

Türkiye üzerinden yaklaşık 7 uluslararası petrol ve doğalgaz boru hattının geçtiğine dikkat çeken Şen, Türkiye’nin bu konumunu daha da güçlendirmek istediğini belirtti. Türkiye’nin yalnızca enerji kaynaklarının transit geçiş yaptığı bir ülke olmak istemediğini, aynı zamanda enerji ticaret merkezi (hub) olmayı hedeflediğini söyledi