Haber En Son Olay Haber
Rize
Parçalı bulutlu
weather
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Rize Haber Gündem Yapay Zeka Egemenliğine Karşı İşçi Mücadelesi: Haklarını Savunma Yolunda Birleşiyorlar!

Yapay Zeka Egemenliğine Karşı İşçi Mücadelesi: Haklarını Savunma Yolunda Birleşiyorlar!

Yapay zekanın iş gücüne etkisi, dünya genelinde işçi sendikaları ve çalışanlar arasında protestolara yol açıyor. İşçiler, otomasyonun işlerini tehdit ettiğini savunarak daha iyi çalışma koşulları ve iş güvencesi talep ediyor. Bu durum, işçi hareketlerinin güçlenmesine ve istihdam politikalarının gözden geçirilmesine neden oluyor.

Okunma Süresi: 8 dk

Lavinya RESULOĞULLARI & Kayra AKBULUT Güney Kore’de Metal İşçileri Sendikası (KMWU),  fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemine kullanımına karşı tarihi bir grevde.

Yerlerini insansı robotlara bırakma endişesiyle karşı karşıya kalan işçiler, 15 Temmuz’dan itibaren kademeli olarak iş bırakmaya başladı.

Günlük iki saat ile başlayan iş bırakma eylemi 20 Temmuz’dan itibaren dört saate çıkarılacak.

Ocak ayında Hyundai, üretimde Boston Dynamics’in endüstriyel işler için geliştirdiği insansı robot modeli Atlas’ı kullanma planlarını açıkladı.

Sendika ise “yeni teknolojileri kullanan bir robot bile anlaşma olmadan çalışmayacak” diyerek bu duruma yanıt verdi.

Mayıs'ta bu planların hatları çizildi. Şirket, yatırımcılarıyla yaptığı görüşmede 25 binden fazla insansı robotun üretim tesislerinde yer alacağını açıkladı.

Yapay zekadan dolayı şirketlerden iş güvencesi isteyen sendikalı işçileri durumlarını şöyle ifade etti: “Robotların daha ustalaştığını gösteren haberler ve videolar, çalışanları geleceğe dair tedirgin ediyor.” HYUNDAİ İŞÇİLERİ SINIRLARI ÇİZDİ Hyundai açıklamalarında Atlas’ın “kas gücü” olarak kullanılacağını ve yalnızca işçiler için sakıncalı olabilecek görevleri üstleneceğini dile getirse de, sendika bu durumun tüm sektörün çalışma koşullarını aniden değiştirebilecek “istihdam şoklarına” sebep olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Sendika daha önce ücret veya emeklilik yaşı nedeniyle greve gideceklerini dile getirmişti.

Bir süredir müzakerelerle uzlaşmaya varan emekçiler 2018’den beri ilk defa tam grev yoluna koyuldu. “Yarı iletken üretimi sektöründe ödenen ikramiyeleri gördükten sonra bu yıl biz de daha iyi tazminatlar bekliyoruz” diyen sendika firmaya karşı sınırlarını çizdi.

Neredeyse 10 bin sendika üyesi Seul merkezinde yaptıkları basın açıklamasıyla grev planını açıkladı.

Otomasyon ve yapay zekâ sistemlerinin üretime entegre edilmesinde söz sahibi olmak isteyen emekçiler, gelecek kaygılarının yanı sıra performans primi olarak Hyundai’nin yıllık kazancının üçte birini talep ediyor.

Bu da 73 bin işçi için 27 bin civarında bir bonusa denk geliyor.

Geçtiğimiz aylarda Samsung çalışanları tarafından da benzer bir çağrı yapılmıştı.

Yapay zekâ ve çip ihtiyacıyla hisseleri yüzde 300 artan Samsung, çalışanların performansına rağmen prim sınırını değiştirmedi.

Grev tehdidi sonrası ikramiyenin tavanını yükseltecek bir uzlaşma sağlandı.

Hyundai bünyesindeki emekçiler de benzer sonuçlar umarken, aynı zamanda işlerini ellerinde tutacaklarına dair söz verilmesini istiyorlar.

HOOLYWOOD DA İSYANDAYDI Yapay zekaya karşı “isyan” sadece fabrikaları ve üretim tesislerini kapsamıyor, Hollywood da ayağa kalmıştı.

Geçen yıllarda Ekran Oyuncuları Birliği ve Amerikan Televizyon ve Radyo Sanatçıları Federasyonu (SAG-AFTRA) sektörün sorunlarının yanı sıra yapay zekâya karşı mücadeleyi sokaklara taşımıştı.

Neredeyse 5 aylık grev sürecinde sendika bünyesindeki senaryo yazarları kalemlerini bırakmış ve oyuncular da film setlerinden çıkmıştı.

Bu eylemler sonrası sinema-televizyon sektöründe yapay zekâya dair koruyucu kararlar konusunda uzlaşmaya varılmıştı.

ENDÜSTRİYEL ROBOTLAR TEHLİKESİ Yapay zekâ teknolojilerinin ilerleyişiyle ortaya çıkan insansı robotlar ise emekçilerin yerini almaya aday.

Fakat iş yerlerinde değişime neden olan yalnızca “insansılar” değil.

Uluslararası Robotik Federasyonu’na göre, son on yılda endüstriyel robotların üretimdeki yeri iki katına çıktı.

Bunun yanı sıra, çalışanların iş dağılımı, denetlenmesi ve değerlendirilmesi gibi algoritmik yönetim sistemleri de çalışma alanlarına entegre ediliyor.

Türlü şekillerle işçilere uzanan bu yapay zekâ modellerinin eğitimi ise yine emekçilere düşüyor.

YERLERİNİ ALACAK ROBOTLARI EĞİTİYOR Hindistan’daki tekstil işçileri için artık günlük görevlerden biri dikiş ve paketlemenin yanı sıra kafa kamerası takmak. İmalathanede müdürler tarafından sebebi söylenmese de, işçiler mesai boyunca yaptıkları işi artık kayıt altına almak zorundalar. “İlk başta komik olduğunu düşündük” diyen tekstil işçileri, The Guardian’a verdikleri röportajda zamanla izlenme dürtüsüyle atmosferin değiştiğinden bahsettiler.

Rutin olarak yaptıkları işte verimliliklerinden dolayı şüpheye düştüklerini, hata yapmamak için daha dikkatli davrandıklarını ifade ettiler.

Gözetim alanında işlerine devam etmeye çalışan emekçilerin bilmediği şey ise elde edilen bu videoların ne için kullanılacağı. “Egosentrik veri” adı altında kaydedilen bu görüntüler, emekçilerin el hareketlerini ve üretim sürecini gösteriyor.

Objectways veya Labellerr gibi teknoloji firmaları tarafından toplanan bu veriler ise ileride işçilerin yerini alabilecek insansı robotlar geliştirmek için robotik şirketlerine satılacak.

Tekstil emekçileri ise sadece başlangıç.

Depolar, dükkanlar ve fabrikalarda çalışan işçilere ait milyonlarca veri de kapsamlı modeller için gerekli olacak.

SÖMÜRÜYE HER DAİM DEVAM Hindistan bu pazarda üstünlük elde eden bir ülke.

Emek odaklı endüstrilerin yoğunluğu teknoloji şirketleri için geniş bir palet açarken veri kaydının saatlik ücreti ise diğer ülkelerin yarısından daha az.

Burada toplanıp temize çekilen verilerin yüzde 60’ı ABD’li firmalara gönderiliyor.

Ancak bu veriyi üreten emekçiler ne kullanım amacı hakkında bilgiye sahip, ne de karşı çıkma hakkına. İstihdamın güvensiz olduğu çalışma ortamlarında ise emekçiler işlerini kaybetme korkusuyla rıza vermek zorunda kalıyor. İstismara kapı açan bu durumda imalathaneler toplayıcı firmalardan saat başı para alırken işçiler kendi ürettikleri veriden ücret bile talep edemeyecek noktada.

Teknoloji şirketleri yapay zekâ rekabetini daha yukarı noktalara taşırken arkada bırakılan işçi sınıfının emeği bu sektöre yakıt olmaya her daim devam ediyor. ÇEVREDEN ÇALDIKLARI Yapay zekâ sadece işçiye ve emekçiye zarar vermekle kalmıyor, bir yandan çevreyi tüketmeye, interneti mahvetmeye de devam ediyor.

Dünya’da yeraltı suyunun yalnızca %3’ü temiz su ve tüm suyun %0,5’i insan tüketimi için erişilebilir ve güvenli.

Bir insan susuz ortalama olarak yalnızca 3 gün yaşayabilir.

Artan kuraklık ve su kesintileri suyun erişilebilirliğini azaltıyor.

Bu esnada veri merkezler, yapay zeka taleplerini karşılayabilmek için kullandığı enerjiyi arttırdıkça aşırı ısınma ve olayı hasarları önlemek için işlemci çipleri soğutmak amacıyla daha fa fazla su tüketiyor.

Kaliforniye Üniversitesi’nden uzmanlara göre her 100 kelimelik yapay zeka komutu 1 şişe suya tekabül ediyor.

Küçük görünebilir ama Chatgpt ve Gemini gibi sayısız devasa yapay zeka mecraları göz önüne alındığında sistemlerin su tüketimi korkunç seviyelere çıkıyor.

AI’ya yaptığınız her talepte veri merkezine istekte bulunur ardından, sisteme güç veren bu veri merkezleri sistemleri soğuk tutmak için inanılmaz ölçüde su harcıyor.

Orta boyutta bir veri merkezi bile tek başına küçük bir kasaba kadar su harcıyor, büyük olanlar ise yaklaşık 50.000 kişilik bir şehir kadar.

AI veri merkezleri dünyadan fazlasıyla kaynak harcıyor.

Yapay zeka sistemleri geçtiğimiz sene tek başına 765 milyar litre içme suyu harcadı, bu miktar dünyadaki şişe su endüstrisinin tamamının harcadığı miktardan fazla.

Kullanılan suyun bir kısmı geri gelebilse (yalnızca %20’lik bir oranda) de bu su sistemleri özellikle kurak veya yeraltı su kaynaklarının tükendiği yerleri zorlayabiliyor.

Google’ın Arizona’da yer alan veri merkezi tek başına yıllık 5.5 milyon metre küp su harcıyor, Afrika’da 753.000 ihtiyaç sahibi insanın yıllık temel su tüketimini de karşılayabiliyor.

AI sadece bununla kalmayarak çok fazla elektrik tüketiyor.

Yapay zeka tek başına bir ülke olsaydı, 2025'teki elektrik tüketiminde dünyada 39. sırada yer alırdı; bu sıralama Finlandiya ve Belçika gibi ülkelerin üzerinde.

Bu elektrik, dünyanın 6. büyük ülkesi olan ve 224 milyon nüfusa sahip Nijerya'nın tüm enerji ihtiyacını iki yıldan fazla süreyle karşılayabiliyor. 2023’te ABD veri merkezleri saatte 176 terawat elektrik tüketiyordu, bu miktar koca bir ülke olan İrlanda’yla aşağı yukarı aynı.

ABD çapında yapay zekanın kullandığı elektriğin %56’sı fosil yakıtlardan sağlanıyor. İNTERNET ARTIK İNSAN DEĞİL İnternet oluşturulurken ekranın diğer ucunda bir insanın olacağını varsayarak oluşturulmuştu.

Bu varsayım artık geçerli değil.

Cloudflare Radar platformunun son açıkladığı verilere göre AI internet trafiğinin yarısından fazlasını oluşturuyor.

Rapora göre AI botları şu an dünyadaki tüm internet trafiğinin %57,4’ünü oluştururken insanlar yalnızca %42,6.

Cloudflare CEO’su Matthew Prince robotların insanları geçişinin 2027 yılında olacağını tahmin ediyordu, ancak bu tahmin beklenenden erken bir şekilde geçtiğimiz Haziran ayında gerçekleşti.

NASIL BU KADAR YÜKSELDİ?

AI botlar kendilerine sorulan sorularda cevabı kendileri üretmiyor, araştırıyor. İnsanların AI olmadan yaptığı gibi farklı internet sitelerine giriyor. İnsanlar kendileri araştırmaktansa AI’ye soru sormanın sonucu olarak bu web sitelerinin ziyaretçilerinin çoğunluğunun AI olmasıyla sonuçlandı. İnsanlar içeriklerle etkileşime geçme konusunda hâlâ önde olsa da AI web sitesi ziyaretlerinde insanları geride bırakmış durumda.

HER BÖLGEDE AYNI MI?

Tabii bu oranlar bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor.

Kuzey Amerika’da bot oranı %68,6 insan oranı %31,4 olarak hesaplanıyor.

Amerikan Orta Batısı’nda ise verilerde insan oranı %54,5 robot oranı %45,5. İnternetin en çok kullanıldığı saatlerde Cebelitarık’ta internet trafiğindeki bot oranı %97’ye kadar çıkabiliyor.

Küba ve Laos gibi başka ülkeler ise %80,8 ve %84,7 insan trafiği oranlarıyla spektrumun bir diğer ucunda duruyor.

Verilerde daha büyük bölgelerde AI trafiği daha fazlayken küçük bölgelerde insan trafiği hâlâ daha yüksek. ÖLÜ İNTERNET TEORİSİ Geçtiğimiz yıllarda ‘’Ölü İnternet Teorisi’’ olarak geçen kavrama ilgi arttı.

Teori çevrimiçi aktivitelerin insanlar tarafından yapılma oranının azaldığı yönünde. Ölü İnternet Teorisi’nin arkasındaki ana fikir internetin aktivitelerinin çoğunun AI ve robotlar tarafından yapılması. İlk çıktığı 2010’ların son döneminde teori fazlasıyla abartılı bulunurken şu an Cloudflare raporlarıyla birlikte aksini söylemek gittikçe zorlaşıyor.

Ek sonuçlar göz önüne alındığında durumun sonuçları daha da endişelendirici hale geliyor: Facebook içeriklerinin %40’ı botlar tarafından oluşturuluyor.

Müzik platformu Deezer Nisan ayında, platformda yeni çıkan şarkıların %44’ünün AI tarafından oluşturulduğunu açıkladı.

Axios bir raporunda internetteki makalelerin tümünün %52’sini AI’ın oluşturduğunu öne sürüyor.

AI EN ÇOK UZUN İÇERİKLERDE Bir başka platform Pangram’ın araştırmasında taranan tüm içeriklerin ortalama yapay zeka oranı %13,8, ancak belirli oranlar platforma ve öğe uzunluğuna göre değişiklik gösterdi.

Beş platformdan dördünde, daha uzun içeriklerin kısa içeriklere göre yapay zeka tarafından oluşturulma olasılığı daha yüksek.

Tüm platformlarda, uzun metinli içeriklerin dörtte biri (250 kelimeyi aşan içeriklerin %25,72'si) tamamen yapay zeka tarafından oluşturulmuş.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *