Güç merkezlerinin çoğalmasına karşın ortak kuralların aşındığını, küresel rekabetin sertleştiğini ve ortak sorumluluk anlayışının zayıfladığını ifade eden Duran, merkezsizleşen dünyada insanlığın kaderini etkileyen kararların sayısı artarken bu kararların hesabını verecek siyasi iradenin giderek zayıfladığını dile getirdi.
Barışın alanının daraldığını, konvansiyonel savaş riskleri ile vekalet çatışmalarının arttığını kaydeden Duran, yapay zeka ve dijital teknolojiler üzerindeki hakimiyet yarışının milis güç ilişkileri doğurduğunu, teknolojinin bir tahakküm aracına dönüşmesi riskinin, yani tekno faşizm riskinin büyüdüğünü belirtti. Duran, "Bütün bu tehditler karşısında uluslararası kurumlar giderek işlevini kaybetmektedir" dedi.
Bu durumun iklim krizinden göçe, salgınlardan gıda güvenliğine kadar küresel dayanışma gerektiren sorunların arttığı bir döneme denk geldiğini vurgulayan Duran, tehditler küreselleşirken çözümlerin millileştiğini söyledi. Yapısal krizin en çarpıcı örneğinin Gazze'de görüldüğünü belirten Duran, dünyanın gözü önünde yaşanan soykırımın uluslararası sistemin yalnızca krizleri önlemekte değil, barışı, adaleti ve insan onurunu korumakta da yetersiz kaldığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Bugünkü uluslararası manzaranın iki dünya savaşı arasındaki yılları hatırlattığını dile getiren Duran, büyük güç rekabetinin tırmandığını, ekonomik korumacılığın yayıldığını ve uluslararası kurumların etkisizleştiğini anlattı. İnsanlığın yeni bir uluslararası mimariyi ancak milyonlarca insanın hayatına mal olan bir yıkımdan sonra kurabildiğini hatırlatan Duran, "Bugün ne yazık ki 3. Dünya Savaşı ihtimalinin tartışıldığı bir dönemdeyiz" ifadelerini kullandı.
1945'in kurucu iradesine 1939'un felaketini yaşamadan ulaşılıp ulaşılamayacağını soran Duran, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde bu soruya verdikleri cevabın açık olduğunu belirterek tarihin tekerrür etmek zorunda olmadığını söyledi. Duran, "Dünyanın ihtiyacı yeni bir savaşın galipleri değil, yeni bir barışın kurucularıdır" diye konuştu.
Daha dengeli bir güç dağılımı, daha kapsayıcı bir temsil ve ortak sorumluluğa dayanan yeni bir uluslararası düzenin inşasını esas aldıklarını, bunun kurucu bir çoğunlukla yapılması gerektiğini söyleyen Duran, Cumhurbaşkanı'nın "Gelin bu dünyayı birlikte kuralım" çağrısını sabırla yinelediğini aktardı. Duran, zirve diplomasisine forum diplomasisiyle katkı sunduklarını, İstanbul zirveleriyle uluslararası iletişim ve güvenlik gündemine yön verdiklerini, NATO zirvesi kapsamında Münih Güvenlik Konferansı ve SETA Vakfı işbirliğiyle düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programında küresel güvenliğin geleceğini ele aldıklarını, gelecek ay benzer bir forumu Afrika Türkiye zirvesi sırasında hayata geçireceklerini kaydetti.











