Ortadoğu coğrafyasında 28 Şubat itibarıyla başlayan ve Hürmüz Boğazı‘ndaki stratejik hamlelerle derinleşen gerilim, İran‘ın askeri kapasitesini küresel bir tartışma konusu haline getirdi. ABD ve İsrail ile yaşanan bölgesel sürtüşmeler, Tahran‘ın savunma sanayisinde geliştirdiği yerli teknolojilerin ne kadar etkili olduğu sorusunu beraberinde getiriyor.
Askeri kapasitede yeni dönem
İran, özellikle füze teknolojileri, gelişmiş insansız hava araçları ve deniz savunma sistemleri ile dikkat çekiyor. Bölgedeki askeri dengeleri değiştirebilecek nitelikteki bu 15 farklı silah sistemi, Tahran’ın olası bir çatışma senaryosunda elindeki en güçlü kozları temsil ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kontrol altında tutma kapasitesi, bu silahların stratejik önemini daha da artırıyor.
Caydırıcılık unsuru olarak füze teknolojisi
Tahran yönetiminin geliştirdiği balistik füze envanteri, sadece bölgesel değil, küresel güçlerin de yakından takip ettiği bir konu. İHA teknolojisindeki yerlileşme hamleleri ve denizaltı savunma unsurları, İran’ın asimetrik savaş taktiklerini destekleyen temel taşlar olarak öne çıkıyor. Bu 15 kritik silah, sadece birer savunma aracı değil, aynı zamanda Tahran’ın bölgedeki siyasi ve askeri ağırlığını korumak için kullandığı en önemli diplomatik araçlar olarak da değerlendiriliyor.



