Güneysu’da herkes onu “Ahmet Usta” diye tanıyor. Atölyesinde ellerinin arasından çıkan her iskemle, ince bir hesabın, sabrın ve onlarca yıllık bir ustalığın ürünü. Ama Ahmet Usta bu işi gözleriyle değil, parmaklarıyla yapıyor. Çünkü o, yaklaşık 65 yıldır göremiyor.
1961’de gelen hastalık, yanlış konan teşhis
Ahmet Turan’ın hayatı, henüz çocukken değişti. 1961 yılında menenjite yakalandığını anlatan Ahmet Usta, o dönem Rize’de çocuk doktoru bulunmadığı için hastalığına yanlış teşhis konulduğunu söylüyor. Hastalık, göz ile beyin arasındaki damarlarda kalıcı hasar bıraktı. Doktorlar, bu hasarın tedavisinin mümkün olmadığını belirtti ve Ahmet Usta görme yetisini tamamen kaybetti.
“1961 yılında menenjit hastalığına yakalandım.”
İş Kurumu’ndan eli boş döndü, ağabeyinin yanında ustalaştı
Büyüdüğünde iş bulmak için İş ve İşçi Bulma Kurumu’na başvurdu. Ancak yüzde 100 engelli raporu nedeniyle ona iş verilmedi. Kapıların birer birer kapandığı o günlerde imdadına ağabeyi yetişti. Ağabeyinin gösterdiği teknikle iskemle örmeyi öğrenen Ahmet Usta, o günden bu yana yaklaşık 50 yıldır bu zanaatı sürdürüyor.
İlmekleri tek tek sayıyor, hatayı parmağıyla buluyor
Ahmet Usta’nın çalışma yöntemi, izleyenleri hayrete düşürüyor. Her iskemlenin motifini kafasında kuruyor, ilmekleri parmak uçlarıyla tek tek sayarak ilerliyor. Bir örnekte 64 ilmek olduğunu, sayı 70 olsaydı bambaşka bir desen kullanacağını anlatıyor. Örgü sırasında bir hata yaptığını fark ettiğinde ise hiç tereddüt etmeden işi söküp en baştan yeniden örüyor.
Yolculuk her zaman kolay olmadı. Uzun süre işine uygun kasnak bulmakta zorlandığını söyleyen Ahmet Usta, ancak geçen yıl bir ustadan tam istediği gibi bir kasnak temin edebildi.
“Pes etmeyi hiç düşünmedim”
Ahmet Usta’ya yarım asırlık azmin sırrını soranlara verdiği cevap, sade ama derin:
“Pes etmeyi hiç düşünmedim, başka yapacağım bir şey yok yani.”
Belki de bu yüzden, Güneysu’da onun ördüğü bir iskemleye oturan herkes yalnızca bir eşyayı değil, karanlığı ilmek ilmek aşan bir ömrü de hissediyor.



