Babasının uyarılarına rağmen ticarethanesinde köklü bir değişim kararı alan Osman Can, doğal boya ve el eğirmesi yünlerle üretime başladı. Bu ısrarlı yolculuk, Budapeşte Parlamento Binası ve Romanya'daki tarihi Kara Kilise başta olmak üzere uluslararası müzelere uzanan bir başarıya dönüştü. Can, yaşadığı süreci anlatırken babasının kendisini nasıl uyardığını aktardı: "Babam 'Çok zor bir iş, altından kalkamazsın; boyayı, modeli, dokuyucuyu bulmak imkansız' dedi. 'Her şeyini kaybedersin' diye uyardı. Ama ben denemek istedim."
Geçmişten bugüne aktarılan motiflerin önemine dikkat çeken Can, bu halıları geleceğe bıraktığı birer kültür mirası olarak gördüğünü söyledi. İnsanların yaşarken hayır yaptığını, öldükten sonra da arkalarında 'hasenat' kaldığını belirten Can, ürettiği halıları da birer hasenat olarak nitelendirdi.
On altıncı yüzyıl motiflerinin yer aldığı koleksiyonda güç ve iman betimlemelerinin işlendiğini aktaran Can, "Burada anlatılan betimleme güç, erkeklik ve imandır. İki tane Anadolu aslanı figürü yer alır. Osmanlı döneminde şehzadelerin ve kaptanların Çin kumaşlarına dikilen bir tür muskanın halıya yansımasıdır. Çocukların güçlü, imanlı olması ve korunması için işlenen bir simgedir" dedi.
Ürünlerinde kaliteyi her zaman ön planda tutan Can, yıllar önce bir müşterisiyle yaşadığı anıyı da paylaştı. 30 yıl önce Alman bir müşterisinin kendisine 'Neden senden halı almalıyım' diye sorduğunu belirten Can, verdiği cevapların müşterisini tatmin etmediğini, müşterisinin son olarak 'Bu halının içinde senden ne var? Senin bu mesleğe kattığın ne var' diye sorduğunu aktardı. O gece sabaha kadar uyuyamadığını dile getiren Can, bu sorunun cevabının kendisini işi en mükemmel haliyle yapmaya ittiğini söyledi.
Seri üretime karşı durduklarını vurgulayan Can, doğal boya ve el eğirmesi yün kullandıkları için halılarının adeta şifa dağıttığını ifade etti. Siyatiği, romatizması olan bir insanın bu halının üzerine yattığında, dokunduğunda vücuduna bir dinçlik geldiğini belirten Can, parayı hedeflemediklerini söyledi. Kendisini Salvador Dali'ye benzeten Can, kazandıkları her kuruşu Ar-Ge'ye, boyayı daha mükemmel yapmaya yatırdıklarını dile getirdi. Can, belki kendileri yaşarken zengin olamayacaklarını ancak bu halıları alanların gelecekte çok değerli eserlere sahip olmuş olacaklarını sözlerine ekledi.
Mesleğin geleceğe taşınması amacıyla aileye katılan şehir plancısı gelini Hatice Can ise geleneksel sanatı sürdürülebilir tasarımlarla buluşturduklarını belirtti. İki nesildir aktarılan büyük deneyime hazır konmak yerine sürdürülebilirlik esasıyla yeni bir şeyler üreterek sektöre girmeyi tercih ettiğini söyleyen Hatice Can, bu yaklaşımıyla aile geleneğine yeni bir soluk getirdi.











